yükseköğretimuluslararasılaşmaüniversiteYÖKuluslararası öğrenciyabancı öğrenciyugevdarulfunun
DOLAR
18,5727
EURO
18,5611
ALTIN
1.029,96
BIST
3.458,03
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
19°C
Ankara
19°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Yağmurlu
16°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C

Türkiye’de Eğitim Gören Libyalı Öğrencilerin Yaşadığı Sorunlar

Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’ne çeşitli sebeplerle sempati duyuyoruz. Daha doğrusu birçok Libyalı ve yabancı öğrenci duygusal olarak Türkiye Cumhuriyeti’ne sempati duymaktadır. Özellikle Arap Baharı ülkelerini etkileyen büyük çilelerden sonra Türkiye’yi ikinci vatanları olarak görmektedirler.

Burada akıllara bir soru gelmektedir: Sosyal bilimlerde ve hatta bütün bilimlerde bilindiği üzere doğru sonuçlara ulaşmak için ve gerçeğe mümkün olduğunca yakın olmak için bilgi metodolojisini takip etmek gerekmektedir. Peki bunu nasıl yapabiliriz? Birçok Libyalı ve yabancı uyruklu öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti’ne duydukları sempatilerini nasıl kanıtlayabiliriz?

Bu sorunun cevabı, uzmanlığına düşkün olan sosyal araştırmacıların, konu hakkında kamuoyunu algılama yeteneği ile öne çıkması ve bu konuda sunulan bakış açılarını tespit etmek için mevcut tüm araçları kullanması gerekmektedir. Bir konuyu takip eder, haberleri takip eder, halka açık ve özel toplantılara katılır; arkadaşlarını, yoldaşlarını ve diğer herkesi sorgular. İlgili konu hakkında yön belirleyebilmek için bunları yapması gerektiğini bilir.

Türk (Osmanlı) kardeşlerimizle aramızdaki uzun ve ortak tarih, halkların veya grupların hafızasından silinmesi mümkün değildir. Türk kardeşlerimizle ortak tarihimizde onlar ile aramızdaki kaynaşmanın, dayanışmanın ve sinerjinin gücünü öne çıkaran pek çok medeniyet durağı vardır. Dünyanın her an tanık olduğu tehlikeler ve meydan okumalar karşısında ve göz açıp kapayıncaya kadar eski zamanlarda olduğu gibi birlik olma, dar siyaseti ve bölgesel çıkarları aşma; Orta Doğu’ya katılma çağrısındaki ısrarımızı artırıyor. Bugünkü gerçek krizimiz halkların krizi değil, liderlerin krizidir. Eğer ilham veren liderler varsa biz de Allah’ın izniyle en büyük güç olabiliriz.

YAZI ARASI REKLAM ALANI

Türk kardeşlerimizle aramızdaki müşterek din

Allah’a hamdolsun bizler Müslümanız ve Sünni mezhebine bağlıyız, tıpkı Türk kardeşlerimizin müşterek mezhebi gibi Hanefi mezhebine bağlıyız. Hanefi mezhebi ülkemizde iyi bilinen bir doktrin ve Maliki doktrinine en yakın fıkıh okullarından biridir, her ikisi de doğru delillere dayalıdır ve dikkate alınır.

İddia ettiğimiz bu iddiayı ve vardığımız sonucu destekleyen üçüncü faktör ise, Türklerin Arap ve Arap olmayan kardeşlerine bağlayan güçlü toplumsal bağlarıdır. Ülkelerimizin her birinde, kökenlerini Türklere, Çerkezlere, Selçuklulara, Türkmenlere veya etnik kökenlerini Asya kıtasına kadar uzanan diğerlerine kadar uzanan tanınmış aileler bulabilirsiniz. Osmanlı, İslam’ı yaymak, davet etmek ve onun için fedakarlık yapmak için yola çıkmıştır.

İddiamızı doğrulayan dördüncü faktör ise Libyalıların, Arapların ve diğer kardeş ülkelerden gelen yabancı uyruklu öğrencilerin çoğunun Türkleri sevmesi ve saygı duymasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin neredeyse olayların ortasında olduğu gibi sahip olduğu coğrafi konumdur. Avrupa’ya yakın olduğu için imrenilecek bir konumda olması ve güneydeki Akdeniz manzaralı ılıman ikliminin tadını çıkarmasını sağlıyor. Ayrıca doğası dağ ve yaylalarla dolu.

Türk insanının sahip olduğu bu hazineler, gaddarlık olmadan katı, uçarılık olmadan yumuşak olmasını sağlamaktadır.

Bunlara ek olarak Türk halkı, İslam’dan ve İslam’ın öğretileriyle yetişen birçok medeni insan, gelenek ve göreneklerine sahiptir. Araştırmacının, bu gelenek ve göreneklerin birçoğunun ülkemizde tamamen mevcut olduğunu belirtmesi şaşırtıcıdır. Tarihimiz bir, medeniyetimiz bir ve geleceğimiz birdir.

Bu hızlı gezintiden sonra tarihin, coğrafyanın koridorlarından şimdiki zamana dönüyorum.

Günümüze Türkiye Cumhuriyeti’nde Libyalı öğrencilerin ve diğerlerinin karşı karşıya olduğu zorluklar hakkında neler söyleyebileceğimize dönelim.

Bu problemleri aşağıdaki noktalarda özetleyelim

Dil öğrenme zorluğu

Yaşanan ilk problem dil öğrenme zorluğudur. Bugüne kadar Türkiye’de eğitim gören pek çok Libyalı öğrenci Türkçeyi ya hiç öğrenemedi ya da Türkçe hakkında hiçbir şey okumadı. Bu durum onların bilim kurumlarının içinde ve dışında Türk kardeşleriyle iletişim kurmakta büyük zorluk çekmesine neden olmaktadır. Uluslararası öğrencilerin Türkçe öğrenmesinin gerekli olduğunu anlasam da kültürel çeşitliliği korumak ve aralarında bilimsel iletişimi sürdürmek için bazı öğrencilerin İngilizce hatta Arapça eğitim görme fırsatına sahip olması uygun olabilir. Çünkü eğitim, kültürel değişimin en önemli anahtarlarından biri değilse de önemli anahtarlarından biridir. Hele ki günümüzde bilimlerin yazıldığı diller İngilizce, Fransızca veya diğer Avrupa dilleri ile sınırlı olduğundan; Türkçe, Arapça, Farsça gibi diğer dilleri birleştiren güzel diller arasında yer aldığından diğer dillere de yayılabilir. Ancak konunun bir dereceye kadar kademeli olması gerekir ki Türkçe bilimlerin yazıldığı ve bilimlerin yazıldığı uluslararası bir dil haline gelsin. Araştırma formüle edilir ve dilbilim ve sosyal bilimler fakültelerinde öğretilir.

İkamet prosedürleriyle ilgili zorluklar

Öğrencilerden çok sayıda evrak istenmesi, vize ve ikamet yasalarının abartılı bir şekilde değiştirilmesi başlıca zorluk sebebi olarak söylenebilir. Bununla birlikte bazı İkamet ve göçmenlik büro çalışanlarının kabalık ve kibirli olması da söz konusudur. Libyalı öğrencilere, bu öğrencilerin birçoğuna istenmeyen kişi olarak ve Türkiye Cumhuriyeti’ndeki varlığının Türk devletine yük oluşturduğunu hissettirecek tavır ve davranışlarda muamele gösterilmektedir. Ancak Libyalı öğrencileri Türkiye Cumhuriyeti’ne geldiklerinde, Libya devletinin öğrencilerine ödediği tedavi, iaşe ve diğer masrafları da dahil olmak üzere tüm masrafları Libya devleti tarafından karşılanmaktadır.

Bununla birlikte yüksek lisans ve doktora aşamalarında, öğrencilerin okumak istediği programların alımlarında zorluk, aşırı yorgunlukla birlikte, öğrencinin istediği çalışma programlarına kabul edilmenin zorlukları da ortaya çıkmaktadır. Öğrenciler istediği öğrenim programını elde etmek için defalarca girişimde bulsalar da giremedikleri programlara katılma arzusuyla, Allah’tan korkmayanlar tarafından dolandırıcılığa maruz kalabilir. Bu da Libya üniversiteleri ile Türk üniversiteleri arasında herhangi bir iş birliği veya koordinasyon olmadığı anlamına gelir.

Her iki ülkenin yükseköğretim bakanlıkları arasında yapılması gereken iş birliğini neyin engellediğini bilmiyoruz. Oysa ki iki ülke arasında iş birliği, uzlaşı ve üst düzeyde koordinasyon var. Türk kardeşlerimizden öğreneceklerimizle kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Bununla birlikte Türk kardeşlerimizin de Libyalıların maddi imkanlarından faydalanması gerekiyor, dolayısıyla hepimizin birbirimize ihtiyacı var ki bu her bakımdan ideal bir durumdur.

Bazı eğitim kurumlarında, bazı öğretim görevlileri tarafından öğrencilere aynı muamelenin yapılmadığı; genel olarak herkesin herkese karşı eşit bir tutum sergilemesi gerektiğinden eğitimin eşit olmadığı yönünde bir his bulunmaktadır. Uyruğu, ırkı, göz rengi veya şiiri nedeniyle bir öğrenci diğerine tercih edilmez. Başarılı toplumların göstergelerinden biri de çok kültürlü olmalarıdır ve bu toplumlarda dışarıdan gelen kültürler için geniş bir alan vardır. Herkes herkesin önünde eşittir, dolayısıyla takva ve salih ameller dışında Arap veya Türk’ün tercihi yoktur. Bazı öğretim üyeleri veya bazı öğrencilerin danışmanları tarafından, öğrencilerin kendileri ve bilimsel gelecekleri için korkmasından dolayı bu tür durumlarla karşılaştığında resmi olarak şikayet etmekte isteksiz oldukları görülmektedir. Bana aktarılanlara göre bu durumlar bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır.

Bu makaleyi bitirmeden önce  son olarak, şunları söyleyebiliriz:

  • Libya-Türkiye ilişkileri ayırt edilir ve her düzeyde rasyonel liderler bulunursa daha iyi bir şeye dönüşebilirler.
  • Gelecekte Türk kardeşlerimizle aramızdaki yakınlaşma daha da artacak ve buna göre Türkçe’nin yanı sıra Arapça ve İngilizce olmak üzere iki dilde de eğitime fırsat verilmelidir.
  • Yabancı uyruklu öğrencilerin -özellikle de Libyalıların- varlığı, Türkiye Cumhuriyeti’nde eğitimin gelişiminin bir kanıtıdır. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti ve Libya Devleti arasındaki yükseköğretimdeki idari organlar arasında iş birliği yaparak öğrencilerimizin önündeki tüm engelleri aşmaları daha çok çalışmaya çağıran bir şeydir.
  • Libyalı öğrencilerle ilişkilerde, özellikle ikamet, vize alma ve halihazırda zorluk ve esneklik eksikliği ile karakterize edilen diğer idari prosedürler konusunda bir tür kolaylık olmalıdır.

Son olarak: Cenab-ı Allah’tan Türk kardeşlerimize hayırlar getirmesini, bu memleketteki bütün emekçileri hak ve hidayete hidayet etmesini, milletlerimizin menfaatlerinin ve milletlerinin menfaatlerinin gözetildiği bir Ortadoğu birliği içinde ülkelerimizi bir araya getirmesini temenni ederim.

Halid Ali Ahmed el-Varşafanî
İslam ve Sosyal Bilimler Araştırmacıs
ı

    Belirli Gün ve Haftalar

  • Bu hafta Camiiler Haftası
  • Bu gün Hayvanları Koruma Günü
  • Bu gün Dünya Mimarlık Günü
Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.