yükseköğretimuluslararasılaşmaüniversiteYÖKuluslararası öğrenciyabancı öğrenciyugevdarulfunun
DOLAR
18,5099
EURO
17,7858
ALTIN
968,72
BIST
3.271,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
26°C
Ankara
26°C
Açık
Perşembe Açık
27°C
Cuma Açık
29°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
27°C
Pazar Az Bulutlu
24°C

YUGEV

YUGEV- Yükseköğretimde Uluslararasılaşma ve Geliştirme Vakfı Değerlendirme Kurulu

Türkiye’de Eğitim Gören Yabancı Uyruklu Öğrencilerin Yüksek Lisans Sorunu

Türkiye, “Yükseköğretimde Uluslararasılaşma” hedefleri çerçevesinde beklentilerin çok üzerinde ilerleme sağlayarak 2014 yılında 48 binlerde olan yabancı öğrenci sayısını, 1019-2020 için hedef olan 159 bini aşarak 185 bin seviyesine çıkarmış, 2020-2021 için de 200 bini aşarak yeni bir rekora ulaşmıştır.

Şekil 1 Uluslararası Öğrenci Sayıları

Yıllara göre öğrenci sayılarındaki değişim ve bu değişimin artış yönünde nasıl bir ivmeye sahip olduğu görülmektedir. Tercih sebeplerini ileride incelemeden önce yabancı öğrencilerin Türkiye’yi tercih etmelerinin hangi açılardan fayda oluşturduğunu sıralayalım:
• Özellikle bulundukları bölgede ekonomik hareketlilik sağlamaları,
• Harçsız öğrenim görmedikleri için üniversitelere kaynak oluşturmaları,
• Farklı kültürleriyle yaşam alanlarında ve üniversite içerisinden çeşitlilik oluşturmaları
• Yerli öğrencilerin globalleşme heveslerini pekiştirmeleri
• Milli stratejik hedefleri de besleyecek biçimde kendi ülkeleri ya da yerleştikleri ülkelerde birer Türk kültür elçisi gibi misyon yürütmeleri,
• Türk üniversitelerinin dünya sıralamalarında üst sıralamalara çıkmaları için istatistiki değer oluşturmaları,
• Geldikleri kültüre göre ortaya koydukları farklı bakış açılarıyla ufuk genişletmeleri,
• Yüksek lisans, doktora seviyesinde araştırmalarını farklı dillerde ve coğrafyalarda tamamlayabilmeleri, özellikle karşılaştırmalı çalışmalarda etkin çalışmalar ortaya koyabilmeleri,
• Mezuniyet sonrası da gerektiğinde ortak bilimsel ya da ticari faaliyetlere köprü oluşturmaları…

Şekil 2 Öğrenim Düzeylerine Göre Uluslararası Öğrenci Sayıları (Kasım 2020)
Şekil 3: Mezun olan Uluslararası Öğrenci Sayıları
Şekil 4: Yeni Kayıt Olan Uluslararası Öğrenci Sayıları

Şekil 3 ve 4 ile görülen manzara mezun olan öğrenci sayılarından çok daha fazla yabancı öğrencinin öğrenim görmeye başladığı, dolayısıyla Türkiye’nin yükseköğrenimde cazibesinin katlanarak arttığı, Şekil 1’de de açık olduğu biçimde görülebilmektedir.

YAZI ARASI REKLAM ALANI

Öğrenciler için olan bu duruma karşılık yabancı akademisyenlerin sayıları da Tablo 1’de görülmekte olup, ülke ve kadro çeşitliliği göze çarpmaktadır.

Tablo 1 Yabancı Uyruklu Akademisyenlerin Ülkelerine Göre 2019-2020 Yılı Sayıları (İlk 10)

YÖK, Covid19 pandemisine rağmen uluslararasılaşma kapsamında dinamik tedbirler alarak 2020-2021 akademik yılı için gerekli çalışmaların aksamadan yürümesini sağlamıştır. Bunlardan en önemli üçü yabancı öğrencilerin üniversite ve program seçimlerini kolaylaştırmak adına, 192 ülkeden katılımcılara sunulan “sanal fuar”, mümkün olduğu seviyelerde kontenjan artışı ile uzaktan kayıt ve eğitim protokollerinin esnek biçimde düzenlenmesidir. Bu düzenlemeler sayesinde planlananın üzerinde yabancı öğrenci akışı sağlanmış ve Türk Üniversiteleri pandemiye rağmen kendilerini ispatlamışlardır.

Tüm süreçlerden en hassas biçimde etkilenen, hem eğitim alıp hem ürün veren seviye olarak yüksek lisans seviyesi diğerlerinden ayrılmakta ve dikkat çekmektedir. Şekil 4’te görüldüğü üzere 2019-2020 akademik yılında 9145 yabancı öğrenci Türkiye’de öğrenim görmek üzere kayıt yaptırdı. Her ne kadar bu sayı yüksek görünse de ideal seviyede olmadığı da açık.
Türkiye’nin tercih edilme sebepleri ülkeden ülkeye değişmekle birlikte genelleme yapmak gerekirse

• İyi eğitimin, çeşitli ve özellikle son dönemdeki döviz kurlarından dolayı çok uygun fiyatlarla sunulabiliyor olması,
• Uygun yaşam koşulları,
• Teknik imkanların gelişkinliği
• Üniversite sayısı ve üniversitelerin dağılımı
• Dini veya kültürel yakınlık
• Dini veya kültürel yakınlık bulamayanlar için dahi yeterli kişisel özgürlük alanı
• Çok dilli yaşama adapte şehirlere sahiplik
• Diplomaların dünya genelinde tanınıyor, kabul ediliyor olması
• Gelişmiş ülkelere yakınlık,
• Akredite ve kalite standartlarına uygun üniversiteler
• Irkçılık ve nefret suçlarının nispeten düşük seviyelerde seyretmesi
• Misafirperver Türk halkı
şeklinde sıralayabiliriz.

Yüksek lisans öğrencileri için Türkiye’nin gelişmiş ülkelere açılan bir kapı konumunda olması, bir kısım standartların bu ülkelerle uyumlu olması, alınan eğitimin kalitesiyle birlikte çok önemli görülmekte, bu da tercih sebebi olmasında önemli bir payı oluşturmaktadır. Örneğin Türkiye’ye gelen bir öğrenci, Avrupa’daki gibi Latin Harfleri’yle eğitim alır, aynı ölçü birimlerini kullanır.

Cezbediciliğinin yanında Türk sisteminde ve Türkiye’de yaşamanın, yüksek lisans öğrencileri için zor olan kısımları da var.
Öncelikle, yüksek lisans programlarında uygulanan mevzuat yabancı öğrencileri etkilemektedir.

İster yerli ister yabancı olsun tüm yüksek lisans öğrencilerinin alımları enstitüler tarafından yapılır. Oysa yabancı ön lisans ve lisans öğrenci alımları neredeyse tamamen üniversitelerin “uluslararası öğrenci ofisi” tarafından yürütülür. Enstitülerin genel olarak yabancı öğrenci tecrübesi azdır veya yoktur. Bu yüzden öğrenci tek noktadan tüm ihtiyaçlarını karşılayamaz.
Enstitüler, ticari faaliyetlerde de dışarıya kapalı oldukları için yabancı öğrencinin temel kaynağı olan yurt dışı öğrenci acenteleri ile bağlantıları yoktur ya da zayıftır. Bu da istenilen sayıda ve kalitede çeşitli öğrenciye ulaşmakla ilgili büyük bir engeldir. Bazı durumlarda, örneğin bahar dönemi için, yani bir akademik yılda ikinci defa öğrenci alımlarında yabancı öğrenci kaydı, öğrenci bulunamadığı için yapılmayabilmektedir. Yabancı öğrenciyle iletişim, reklam ve tanıtım faaliyetlerine yoğun şekilde bağımlıdır ve enstitülerin bu faaliyetleri genelde çok zayıftır.

Bahsi geçen konu enstitü için olduğu kadar, yüksek lisans için Türkiye’yi tercih etmek isteyen öğrenci için de sıkıntı kaynağıdır. Öğrenci, bilgi olarak iyi beslenemediği için seçeneklerini ve imkanlarını tanıyamamakta, bazen bu sebeple negatif karar vermekte bazen de süreleri kaçırarak açıkta kalmaktadır. Ayrıca kayıt aşamasında ve sonraki rehberlik süreçlerinde yaşadığı iletişim sorunları öğrencinin şevkini kırmaktadır. Bazı vakıf üniversiteleri prosedür sorunlarını aşmış görünseler de devlet üniversitelerinin bu konuda daha fazla yol alması gereklidir.
Enstitülere bağlı bir diğer sorun, program kontenjanlarının çok küçük bir kısmının, bazen 1-2 yabancı öğrenci alımına açılmasıdır. Özellikle yabancılar tarafından yoğun tercih edilen şehirlerdeki üniversitelerin bu konuda ek çalışma yapması hem üniversite hem ülke menfaatine olacaktır.
Yabancı öğrenciler, yüksek lisansta yaşadığı bir başka sorunun kaynağı da lisans kadar uzun sürmeyecek bu süreç için ek zaman harcamak istememeleridir. Dört dönemde bitecek yüksek lisans süreci için sürenin %50’si kadar bir süreyi de üstüne ekleyerek Türkçe öğrenmeyle geçirmek, 1 yıl ekstra zaman kaybetmek istememektedirler. Buna bağlı olarak daha çok programda daha farklı dil talepleri ortaya çıkmaktadır. Ancak üniversiteler programlardaki dil çeşitlenmesiyle ilgili bu talepleri yerine getirememektedirler. Burada bir diğer sorun göze çarpmakta: Yabancı dillerde ders anlatabilecek akademisyen kadrosunun eksikliği… Bu, bir üniversite için de ülke için de büyük bir eksikliktir.

Lisans öğrencileri, lise diplomaları ve transkriptleriyle üniversite kaydı yapabiliyorken yüksek lisans öğrencisi için bir de lisans diplomasının denkliğinin alınması gerekmektedir. Bu ek prosedür, iyi rehberlik alamayan yüksek lisans öğrencisi için yük oluşturmaktadır. Dahası, her ülkedeki tüm üniversiteler YÖK’ün tanınırlık listesinde bulunmamakta, dolayısıyla öncesinde üniversitenin YÖK tarafından tanınmasının sağlanması gerekmektedir. “Sağlık Alanları” dışındaki yüksek lisans programlarına, lisans diplomasının alındığı yükseköğretim kurumunun tanındığına dair “okul tanıma yazısı” ile kayıt yaptırılabilir. Ancak klinik uygulaması olan sağlık alanları için, mezun olunan lisans programına ait denklik belgesinin alınmış olması gerekir. Bu da planlamanın erken yapılması gerekliliğini ve destek alınması şartını ortaya koymaktadır.

Yüksek lisans ve doktora öğrencileri çalışma izni alarak çalışabilmektedirler. Çalışma izinleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından düzenlenir ve izni çıkan öğrenci artık Türkiye’de çalışabilir. Bu hak, staj dışında lisans ve önlisans öğrencilerine verilmemiştir.

Kişisel sorunların temelinde ise sosyal sorunlar yaşandığı görülmektedir. Yüksek lisans öğrencilerinin daha az ve seyrek ders alması, sınıfta daha az zaman geçirmeleri, toplam süre olarak da üniversitede daha az bulunmaları, akademik çalışmalarının ve tez araştırmalarının bireyselliği sebepleriyle çevre edinme ve sosyalleşme imkanları zayıftır. Girişimci yönü nispeten zayıf Asya, Afrika ülkeleri, ekonomik imkanları kısıtlı, savaş görmüş hatta belki şiddetle karşı karşıya kalmış gençlerin, bir çıkış noktası olarak geldiği, yabancısı olduğu ülkede uyum ve adaptasyon sorunları yaşaması normalken, yüksek lisans eğitiminin olağan sürecinin de bu konuda zorluk oluşturması doğal bir sonuçtur. Tabi normal ve doğal olarak görünen bu sonuçlar her ne kadar misafirperver bir halk olsa da, ırkçılık yönünden sistematik bir sabıkası olmasa da Türk halkı tarafından da kabul edilmeyi zorlaştırmaktadır.

Öğrencilerin, çalışma izni alma ve çalışma hakları yasal olarak bulunmakla birlikte bu adaptasyon, sosyal kabul ve dil sorunları sebebiyle bir iş bulup çalışmaları zor olmaktadır. Yüksek lisans öğrencilerinin yaşları, lisans öğrencilerine göre daha yüksek oldukları için toplum tarafından “çocuk” değil yetişkin olarak görülmekte, öğrencilik durumları sosyal olarak göz ardı edilmekte, daha fazla olumsuz tepkili davranışlara maruz kalmaktadırlar.
Yabancı öğrencilerin inceleme konusu olduğu bir çalışmada görüşme yapılan öğrencilerin bazı beyanları şu şekildedir:
“Beklentilerim akademik olarak gerçekleşti iş ve eğitim beklentilerim var.
Türkçe öğrenme beklentim var. Daha samimi arkadaş canlısı bekledim akademik hayatta da dışarda da beraber olacağız diye bekledim fakat olmadı.

Arkadaşlarım İslam’a uygun olmayan şeyler yaptı o yüzden dışarda
görüşmedim.” (Karaköse, S. (2020). Uluslararası öğrencilerin öğrencilik deneyimleri (Doctoral dissertation, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü).)

“Derste soru soramıyorum cüretim yok. Cesaretim yok soramıyorum. Ama dersten sonra hocanın odasına gidip soru soruyorum. Yanlış olmasın diye sormuyorum soru. Hocalar sorunca cevap veriyorlar ama ben soramıyorum. Afganistan’da böyle olmuyordu. Bende kalkıyorum soru sorunca diyorum galiba benim üstümden gülüyorlar o yüzden sormuyorum.” (KARAKÖSE, S. (2019). Uluslararası Öğrencilerin Sembolik Dışlanması. IHEC 2019, 95.)
“Bulunduğum ortamda varlığımı çok belli ediyorum, onlar yanıma geliyorlar, kimseyle sıkıntım yok. Merhaba, günaydın bu kadar fazla konuşmaya gerek yok. Suriye politikasıyla ilgili olumsuz tutumları olanlar var, hiç sorun değil. Konuşulurken ben konuşmadım birisi ismimi söyledi, X var dedi ve sustular. Benim için sorun yoktu ama başkalarını da etkiliyor. Biz sadece arkadaşlık ilişkisi kuruyoruz. Çok sıkıntılı ve kaba yaklaşımlar var. Keşfetmeyi sevmiyorlar. Başka dil öğrenmeyi, başka yemekleri… insanların gelişmesi lazım. Onların yaklaşımından kaynaklanıyor bunlar. Yaklaşan arkadaşlar yanımda çalışıyor. Ben pozitifim ama kötü muamele gören arkadaşlarım da var.” (KARAKÖSE, S. (2019). Uluslararası Öğrencilerin Sembolik Dışlanması. IHEC 2019, 95.)

“Uyum konusunda zorlandım hala zorlanıyorum. Artık duyarsızlaştım.
Duyarsızlaştığınız zaman artık umursamamaya başlıyorsunuz… Arkadaş
grubum var. Benim gibi farklı ülkelerden gelen birkaç arkadaşım var. Kendi
okulumdan mezun olan arkadaşlarım var. Onlarla görüşüyorum.” (Karaköse, S. (2020). Uluslararası öğrencilerin öğrencilik deneyimleri (Doctoral dissertation, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü).)
Sonuç olarak Türkiye’de yüksek lisans, yabancı öğrenciler için avantajlı ve güvenilir, kaliteli bir seçenek. Bundan dolayı halihazırda her geçen sene biraz daha yüksek sayılara ulaşılmakta ve yabancı öğrenci çeşitliliği artmaktadır. Ancak bu öğrencilerin yaşadığı temel sorunlar sosyal sorunlardır. Bu sorunlara da eğilmek, çözüm olabilecek yöntemler ortaya koymak yalnızca Türkiye değil, yabancı öğrenci talebi yüksek olan diğer ülkelere de yol gösterici olacaktır.

Yerli öğrencilerin “farklılıklar eğitimi” alması, yabancı öğrencilerle kaynaşma programlarının olması ve hatta belki öğrenciler arası “himaye” programlarının oluşturulması, öğrencilerin birlikte aynı amaçlar doğrultusunda projeler ortaya koyması, kültürel etkileşim ve tanıma imkanlarının geliştirileceği faaliyetler üretilmesi hem yabancı öğrencilerin sorunlarının azalmasına hem de yerli öğrencilerin gelişmesine katkı sağlayacaktır.

Dr. Mesut Cevdet YAVUZ

    Belirli Gün ve Haftalar

  • Bu hafta Yangından Korunma Haftası (İtfaiyecilik Haftası)
ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.