yükseköğretimuluslararasılaşmaüniversiteYÖKuluslararası öğrenciyabancı öğrenciyugevdarulfunun
DOLAR
18,5879
EURO
18,5836
ALTIN
1.030,58
BIST
3.458,03
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
20°C
Ankara
20°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Az Bulutlu
17°C
Cuma Hafif Yağmurlu
15°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C

Türkiye’de Uluslararası Öğrenciler ve Eğitim Turizmi

1999 yılında ilk üniversite eğitimime başladığımda benim için yeni bir deneyim olarak çok farklı kültür ve yaşamlarla karşılaşacağımı bilmiyordum. Hazırlık sınıfında 20 öğrenciden 13’ü faklı şehirlerden değil, farklı ülkelerdendi. Ben iç Anadolulu memur bir ailenin çocuğuydum ve o zamana kadar okul ve sınıf arkadaşlarım en fazla yan şehirden olmuştu ve çokta farklı değildik birbirimizden aslında. Hepimiz aynı kültürden, aynı örf adettendik zaten. Ancak üniversitede bu 13 yabancının çoğunluğu Arabistan yarım adasından, 2’si Çinli ve kalanı da Afrika kıtasından idi. Bu sınıf arkadaşlarımdan Afrika kıtasından gelen öğrenci ile hem yurtta odalarımızın karşılıklı olması nedeniyle hem de aynı kur sınıfta olduğumuz için samimi olduk. Ancak işin tuhaf tarafı ilk zamanlar onun bir prens olduğunu bilmiyordum. Elbette ki bu arkadaşımın iki de koruması vardı. ikimizinde İngilizcesi çok iyi olmadığı için anlaşamıyorduk çok fazla fakat iyi arkadaştık.
Böylelikle Türkiye’de yabancı öğrenci yaşamına dair ilk gözlemlerim bu şekilde başlamış oldu.

BİZİ BEKLEYEN BİR FIRSAT VAR
Hepimizin malumları olduğu üzere son yıllardır hem Türkiye’nin dış politika eğrisinin değişmesi hem de küresel anlamda göç ve farklı kültürleri kucaklamaya hazır ülke algısıyla dünyadaki tanınırlığının bu yönde artması sonucunda ülkemiz yabancı öğrenci popülasyonu konusunda bir cazibe merkezi haline gelmiştir.
Uzun yıllar özellikle Avrupa, Amerika, İngiltere, Kanada gibi batı eksenli coğrafyalar eğitim anlamında talep eğrisi tekelini elinde tutmuştur.
Ancak teknoloji çağında iletişim araçlarının da artmasıyla farklı coğrafyalardan gençler Türkiye’yi keşfetmeye başlamış ve eğitim anlamında yoğun bir talep ile ülkemiz de yabancı kökenli öğrenci algısını ve politikasını oluşturmaya başlamıştır.
Yukarıda bahsi geçen ülkeler gerek tarihsel gerekse göç politikası ve kimliksel anlamda yabancı kimliklerle birlikte yaşama, onları entegre etme ya da onlara özel politikalar geliştirme anlamında mutlaka ki bizden daha deneyimli ve ön görülüler. Bu bakımdan ülkelerine eğitim almak üzere misafir ettikleri gençlere yönelik belli koşul ve şartları standardize etmiş ve bu sistemi sorunsuz bir şekilde uygulamışlardır. Bunun yanı sıra ülkelerinde bulundukları süre içerisinde de gençlerin tüm yaşam koşulları için de gerekli düzenlemeleri de oturtmuşlardır.
Ülkemizde ise hızla gelişen bu talep yoğunluğu belli kuruluşlar tarafından organize edilmeye, düzenlenmeye ya da tek çatı altında toplanmaya çalışılsa da hem kültürel olarak hem de organizasyonel olarak çok yeni bir kavramla karşı karşıya kalındığı aşikâr bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.
Seyahat turizmi kavramına oldukça aşina bir ülke olarak eğitim turizminin de ne denli kritik ve ülke tanıtımında kilit bir rol oynadığını gün geçtikçe daha iyi idrak ediyoruz.

Özellikle eğitim turizminde misafir ettiğimiz kimliklere baktığımızda ülkemiz, batı ile doğunun arasında hem inanç hem de kültürel anlamda eğitim almaya gelen öğrenci kitlesinin kendini yakın ve evinde hissettiği ortamı yaratan eşi bulunmaz bir cazibe merkezidir.
Bu anlamda bugün ki yazımda ülke olarak bu konuda hangi konumda olduğumuzu inceleyerek başlamak isterim.

EĞİTİM TURİZMİNE STANDART TURİZM BAKIŞ AÇISIYLA BAKABİLİR MİYİZ ?
Eğitim, isteyenlere belirli bir alanda bilgi ve teknik beceri kazandırmayı amaçlayan faaliyetlere denir.
Turizm ise belirli bir süre için gezmek, görmek ve dinlenmek amaçlı seyahatleri içermektedir.
Teknoloji dünyasındaki gelişmelerle birlikte ülkeler arasında ulaşılabilirliğin daha ekonomik ve hızlı sağlanabilmesi üzerine, geçmişte kıt olan bazı kaynakların ise artmış olduğunu söylemek mümkün. Bu anlamda turizmde de olduğu gibi insanların farklı istek ve amaçlarla başka ülkeleri seyahat etme talebi artmakta.
Eğitim içerisinde ise ülkelerin ve üniversitelerin farklı alanlarda uzmanlaşması ve elbette de ücret-maliyet oranlarının emsal ülkelere göre daha uygun olması ülkemize olan uluslararası öğrenci talebinin de artmasını mümkün kılmıştır.
Artan kaynakların başında ise özellikle üniversite sayısının artması ve yabancı öğrenciye geçmişe nazaran daha sıcak bakılması gelmekte. Ayrıca yerli üniversitelerimizin uluslararası öğrenci taleplerinin artmasından kaynaklanmakta. Üniversitelerin öğrenci talebi neden arttı diye sorarsak elbette bu bizim ülkemizde başlıca mali getiri sebeplidir fakat işin farklı bir boyutu ise son yıllarda Yüksek Öğrenim Kurumunun bazı üniversitelerde öğrenci azlığı ve öğretim elamanı azlığı gibi sebeplerden ötürü birtakım bölümleri kapatmasından da kaynaklanmakta.
Türkiye de özellikle son yıllarda uluslararası öğrenci konusunda devlet kurumlarının ve üniversitelerin yoğun bir çaba içine girdikleri görülmektedir.
Yüksek Öğretim Kurumu’nun istatistiklerinde de bu çaba ve sonuçları açıkça görülebilmektedir.

YAZI ARASI REKLAM ALANI

2013-2014 yılında ülkemizdeki uluslararası öğrenci sayısı 48.183 iken 2019-2020 eğitim yılında toplam sayı 185.047’ye ulaşmıştır. 7 yılda uluslararası öğrenci sayısı 2,8 kat artarken, vakıf üniversitelerinde bu artış 3,15 devlet üniversitelerinde 2,76 olarak gerçekleşmiştir. Dünya genelinde 2000’den 2020 yılına kadar toplam artışın 2,5 kat olduğu düşünülünce, ülkemizdeki 7 yıllık artışın değeri daha iyi anlaşılacaktır.
Fakat biz 2,8 kat artığını söylediğimizde 30.000 daha fazla öğrenci alırken faklı ülkeler 2 kat fazla öğrenci aldığında 200.000 daha fazla öğrenci almaktadırlar.
Birçok hizmette olduğu gibi sayının artması ücretin azalması anlamına gelebilir. Fakat; 90’ lı yıllarda turizm sektöründe uygulanan “her şey dahil” gibi bir bakış açısı ile eğitim turizminin geliştirilebileceğini öne süren bakış açılarına rağmen, bunun uzun vadede kesinlikle fiyat-kalite-eğitim üçgeninde eni sonu üniversitelerimizin imajına zarar vereceğine inananlardanım.

Yapılan çalışmalar ve gelişmeler her geçen gün artmakla birlikte farklı sorunlar nedeniyle dünya ülkeleri sıralamasında hala 10’cu sıradayız. Üniversitelerimizi, ülkemizi ve toplumumuzu daha iyi anlatmak zorunluluğundayız.
UNESCO’nun 2018 verilerine göre dünyada en çok uluslararası öğrenci çeken ilk 10 ülke şöyle:

Uluslararası öğrenci konusunda ülkemizin ve bilhassa üniversitelerimizin daha yoğun çabalar göstermesi gerekmekte. Özellikle uluslararası sorunlardan kaynaklı problemler o ülkelerin öğrencilerine yansıtılmamalı.

Fiyat rekabeti yerine kalite farkı kullanılmalı. İletişim, doğru pazarlama yöntemleri kullanılmalı.
Ve en önemlisi bürokratik süreçlerin daha pratik, anlaşılır ve uluslararası emsaller düzeyinde güncel olması hayati bir önem taşımaktadır.

    Belirli Gün ve Haftalar

  • Bu hafta Camiiler Haftası
  • Bu gün Hayvanları Koruma Günü
  • Bu gün Dünya Mimarlık Günü
MOBİL REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.