yükseköğretimuluslararasılaşmaüniversiteYÖKuluslararası öğrenciyabancı öğrenciyugevdarulfunun
DOLAR
18,6246
EURO
18,5796
ALTIN
1.029,73
BIST
3.458,03
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
19°C
Ankara
19°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Yağmurlu
16°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C

YUGEV

YUGEV- Yükseköğretimde Uluslararasılaşma ve Geliştirme Vakfı Değerlendirme Kurulu

Uluslararası Öğrencilerin Sosyopolitik Rolleri

“Gel ne olursan ol, yine gel!” Sözleri ile birlikte hoşgörünün önemine, insanı insan olduğu için sevebilmenin ehemmiyetine, farklılıkların ayrımcılığı beraberinde getirmemesi gerektiğini dile getirmiş olan Hz. Mevlana, bu sözleriyle anlayıştan mütevellit hoşgörünün önemine vurgu yapmış, insanları birlikte tutanın; yüzyıllardır üzerinde yaşamakta olduğumuz coğrafyaya hükmedenin devletler değil de hoşgörü ve anlayış olduğunu belirtmiştir. Evet, çağrıya kulak verip gelmek pek tabidir ki cesaret gerektirir, cesaret ile birlikte kapıdan içeriye adım atabilmek; daha farklı bir ifade ile başka bir ülkede başka bir toplum içerisinde yaşamaya başlamak; bu durumu göze alabilmek tabiri caizse yürekli bir davranıştır.

Peki, gerek toplumumuz gerekse de demografik dinamiklerimiz, kendi ülkelerini geride bırakıp ülkemize iştirak eden, eğitim ve öğretimlerine uzun süreler boyunca ülkemize devam etme kararı alan bu yürekli kişilere nasıl yaklaşmakta, bu cesaret gerektiren kararı verip; girişimde bulunmuş olan uluslararası nitelikteki misafirlerimize toplumumuzda nasıl yaklaşılmaktadır?

I-Uluslararası Öğrencilerimiz ve Uyum Problemleri

Hoşgörü ve anlayış kavramlarından bahsedilmesi hasebinde akla ilk gelen şüphesiz ki mazisi şan ve şeref dolu, hükmettiği kıtalara kılıç egemenliği kurmaktansa gönüllere girmeyi, hoşgörüyü temel almış olan milletimiz ve devletimiz gelmektedir. Türk Devlet ve toplumu hoşgörü ile özdeşleşmiş olmakla birlikte farklı kültürleri bünyesinde barındıran çoklu bir demografik yapı sergileyen, dünya üzerindeki ülkelere bu konu itibariyle öncülük eden temel iskeletini ‘Sevgi’ üzerine inşa etmiş bir yapıyı bünyesinde barındırmaktadır.

Günümüz itibari ile yükseköğretimde uluslararasılaşma git gide önem kazanmış ve her geçen zaman önemi daha da artmakta olan bir olgu haline gelmiştir. Peki yükseköğretimi bu denli ehemmiyetli bir hale getiren ve ülkeler için önem arz eden bir yapıya büründüren nedir? Yükseköğretimde uluslararasılaşma dünya genelinde çekme ve itme faktörleri ismi verilen olgular ile tasvir edilmeye çalışmaktadır.

YAZI ARASI REKLAM ALANI

Genel literatür etrafında bakıldığında uluslararası öğrencilerin eğitim maksatlı iştirak ettiği ülkelerde yaşamış oldukları problemleri etraflıca ele alan pek çok araştırma mevcut bulunmamaktadır. Robertson vd. (2000:98) gerçekleştirdiği çalışmada uluslararası öğrencilerin uyum problemlerinden en büyüğünün dil konusunda olduğunu dile getirmiştir. Eğitim maksatlı ülkelerinden göç edip farklı bir ülkede yaşama başlayan öğrenciler, dil konusunda gerek üniversitelerin gerekse de iştirak ettikleri ülkelerin yönetimlerinin bu konudaki desteğinin yetersizliğinden ötürü toplum ve üniversite çerçevesinde sosyolojik bağlamda uyum sağlama durumunda büyük eksiklikler hissetmektedirler. Keza bu durum ülkemizde de bu yöndedir. Uluslararası öğrencilerimiz tabi oldukları dil sınavları ve beraberindeki hazırlık eğitimleri ile dilimiz Türkçe ile iç içe olmakta; Yunus Emre Enstitülerimiz ve bere yükseköğretim kurumları bünyesin de yer almakta olan TÖMER ile her ne kadar dil öğrenimlerini devam ettirseler de eksikliklerin hasebinde toplum ile entegre olmaları zorlaşmakta, bu durum akademik hayatlarına da yansımaktadır.

Uluslararası öğrencileri etkileyen bir diğer faktör de ailelerinden uzak, eğitimlerini tamamlamak maksadıyla gitmiş oldukları ülkelerde gerek ders yükümlülüklerinden gerekse de ailesel ve çevresel faktörlerin kendilerine yönelik beklentileridir. Beklentiler çoğunlukla bir yük olabilmekte ve bunun hasebinde uluslararası öğrencileri stres altında olumsuz bir yönde etkileyebilmektedir. Kaldı ki dünya üzerindeki neredeyse tüm öğrencilerde beklentiye yönelik stres oluşumları gözlemlenmekte ve bu durum da öğrencilerde ister itemez olumsuz etkiler yaratmaktadır.

Uluslararası öğrencilerin dünya genelinde karşılaşmış olduğu negatif durumlardan bir tanesi de eğitim görmekte olduğu ülke toplumunun kendilerine yönelik olumsuz tutumlarıdır. Pek çok ülkedeki toplumlar uluslararası öğrencileri bünyesinde barındırmış oldukları farklılıklardan dolayı kendi yaşam tarzlarına, dini inanç; örf ve adetlerine, başlı başına uluslararası öğrencilerin yabancı olduğu toplum kültürlerine yönelik bir tehdit olarak görmeleri, yabancı öğrencilere yönelik toplum nezdindeki olumsuz tutumların başında gelmektedir. Oysaki bizleri insan yapan, farklılıklarımıza rağmen birbirimizi hoş görmek, insan olarak karşılamak değil midir?

Türkiye’de toplumun yabancı öğrencilere yönelik olan tutumlarına karşı yapılmış kapsamlı araştırmalar bulunmamaktadır. Fakat Kıta Avrupası ve Amerika bu konu üzerine birçok araştırma ele alınmış, ele alınan bu araştırmalar sonucunda ortaya çıkan durumlar o ülkelere yönelik algılarımızda şaşırılması muktedir duygular ortaya çıkaracağı aşikardır. Charles Toussaint ve Crowsan’ın (2010: 424-426) ele almış oldukları araştırmada 188 Amerikalı öğrencinin yabancı öğrencilere yönelik fikir, düşünce, yargı ve görüşleri incelenmiş ve genel bir senteze ulaşılmıştır. Ulaşılan bu sentez sonucunda 188 öğrenciden azımsanamayacak kadar çoğunluğu yabancı öğrencileri kendi değer yargılarına ait olmadıklarından, örf adet ve beraberinde kültür uyuşmazlığından kaynaklı olarak bir tehdit gözüyle baktıkları görülmüştür. Araştırma kapsamı her ne kadar sınırlı kişi ile de gerçekleştirilmiş olsa, kapsamın genişlemesiyle bu oranın artacağını net bir şekilde ifade etmekte bir sakınca olmasa gerek. Hulasa, ‘Demokrasi ve Özgürlükler Ülkesi’ şeklinde çocukluktan bu yana bizlere tasvir edilmiş olan, bağımsızlıkların ve karma etnik kültürlerin bir arada huzur ile yaşadığı ülke olarak propagandası yapılan Amerika gerçekten bu özelliklere sahip midir? Yapılan araştırmalar, ‘siyahi ve beyaz’ şeklinde tasvir edilen ayrımcılığı körükleyen kavramlara haiz olan gruplar arasındaki savaş; ırkçılık faaliyetlerinde meydana gelen ve gün ve gün medyaya yansıyan olaylar bizlere durumun hiç de bizlere aktarıldığı gibi bir ahvalde seyretmediğini göstermektedir.

Akademik başarının, sosyal faaliyetlerin insani boyutlarda gerçekleştirilmesinin gerekçelerinde yer alan benimsenme, aidiyet duyguları pek tabidir ki uluslararası öğrenciler için de geçerlidir ve iştirak etmiş ülkelerde kaldıkları sürece bahse tabi tuttuğumuz hususlar üzerine uğraş verecek olmaları kaçınılmazdır. Kendilerine yönelik hoşgörünün sağlanmadığı, aidiyet duygularının gelişmesine yönelik en ufak olumlu hallerin özelde bireyler, genel itibariyle de toplum tarafından kendilerine yansıtılmadığı öğrencilerin – ya da yansıtılmadığı hissiyatına kapılan öğrenciler- eğitim gördükleri ülkeye olan bakış açıları ve eğitim sürelerini de olumsuz etkilemektedir. Bu durum uzun vadede hem ülkenin siyasi, sosyal ve iktisadi bağlamda gerek özel gerekse küresel arenada olumsuz etkilenmesine hem de yükseköğretimde uluslararasılaşma hedeflerinin önüne set çekilmesine sebebiyet vermektedir.

Ebetteki hoşgörü ve saygının anavatanı olarak bilinen ülkemizde de durum tam istenildiği gibi değildir. Toplumumuzun yadsınamayacak kadar büyük bir çoğunluğu yabancı öğrencilerimize tabiri caizse bir nevi misafirlerimize gereken ilgi ve itimadı gösterip, kendi toplumumuzdan ayırmayarak, onları benimseyerek ve farklılıklarını hoş görerek yaklaşıyor olsa da bunun aksi istikamette davranan vatandaşlarımız da mevcuttur. Birçok uluslararası öğrencimiz yurt imkanlarından faydalanamadığı için eğitim-öğretim hayatları boyunca ev tutmakta, kendi geçimlerini sağlamaya çalışaraktan yükseköğretim mecrasındaki serüvenine devam etmektedirler. Hal böyle olunca birçok ev sahibi, yabancı öğrencilerimize öğrenci gözüyle bakmaktansa onları iktisadi gelir kaynağı olarak görmekte, kira fiyatlarını Türk öğrencilere uyguladıkları politikalardan farklı bir seyre taşımaktadır. Uluslararası öğrencilerimizin karşılaşmış oldukları bu durum onların yıllardır süregelen dertleri arasında yer almakta ve en kısa sürede bu duruma bir çare bulunması gerektiğini, kendilerinin de öğrenci olduklarının benimsenmesi; imkanlarının kısıtlılığının anlaşılması gerektiğini dile getirmektedirler.

İnsana insan olduğu için değer verdiğinden dünyaya nam salmış, misafirperverlik denilince akıllara Türk isminin kazınmasına vesile olmuş toplumumuzun bazı güruhları gerek uluslararası arenada gerekse de vicdani boyutta ülkemize olumsuz kazanımlar getirmektedir. Bir takım ev sahiplerinin yabancı öğrencilere yönelik kiralarda uygulamış olduğu fahiş fiyatlar gibi bir takım ev sahipleri de yabancı öğrencilere ev kiralamamak ile özünde aynı olumuz davranışları sergilemektedir. Bu tür davranışlara maruz kalan yabancı öğrencilerimiz kendilerine negatif ayrımcılık uygulandığını düşünmektedir. Bahse tabi tutmakta olduğumuz düşünceler içerisinde bulunan öğrencilerimizin, misafirlerimizin psikolojik olarak kendilerini iyi hissetmelerini beklemek, kendilerini toplumumuza adapte etmesini ummak, ilerleyen zamanlarda ülkemize olumlu kazanımlar getirmesini dilemek abesle iştigal olsa gerek.

Toplum tarafından gerek sözlü gerekse de fiili bir şekilde dışlanılmaya maruz bırakılan –kısmen de olsa- ırkından, mezhebinden yahut dini inancından ötürü sırt çevrilen yabancı öğrencilerimizden gerek toplumumuza gerekse de ülkemiz adına bir yarar beklemek akıl karı olmasa gerek. Çünkü her anlamda negatif ayrımcılığa maruz kalmak, bireylerin kendini soyutlamalarına; topluma olan adaptasyon süreçlerinin akmasına, uyumsuzluk problemlerinin ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir. Toplumumuzda yabancı öğrencilerimize, misafirlerimize bu tür davranışlarda bulunan yahut onlara yönelik bahsetmiş olduklarımızın minvalinde düşüncelere sahip olan bireylerimize Yunus Emre’nin şu şiirini hatırlatmakta fayda olduğunu düşünmekteyiz:

“Biz kimseye kin tutmayız
Ağyar bile dosttur bize
Nerde ıssızlık varise
Mahalleyi şardır bize
Adımız miskindir bizim
Düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayız
Cümle alem birdir bize
Dünya haramdır hamlara
Lakin helaldir haslara
İçinde sevgi olmayan
O dünya murdardır bize
Yunus eydür ya hak deriz
Hakkı cemalde ararız
Dergahına yüz süreriz
O gülü gülzardır bize…”

II- Demografik Farklılıklar, Politik Düzlem ve Toplum Çıkmazı: Uluslararası Öğrenciler

Her geçen gün süratle artmaya devam eden yabancı öğrenci hareketliliği, dünyayı her geçen gün daha çok etkisi altına alan yükseköğretimde uluslararasılaşma olgusu beraberinde mevcut toplumlarda da korku, endişe ve heyecan da getirmektedir. Artan öğrenci hareketliliğinin ülke halkında meydana gelen yabancı korkusu, yabancılara yönelik düşmanlık içeren düşünceler, ayrımcılık hatta ve hatta ırkçılık gibi düşünceleri de beraberinde getirmektedir. Eğitim öğretim hayatlarına yön vermek maksadıyla çeşitli ülkelere iştirak etmiş olan yabancı öğrenciler/öğrencilerimiz beraberinde bahse tabi tuttuğumuz bu olumsuz durumların akıbetiyle de baş başa kalmaktadırlar. Çoğu ülke yönetimi mevzu bahis olabilme ihtimali oldukça yüksek olan bu durumu engellemek, hoşgörü ve anlayışı toplum ve uluslararası öğrenciler arasında bir köprü görevi icra etmesi için yerleştirmeye çalışmaya yönelik girişimleri mevcut bulunmamaktadır.

Farklı bir kültüre ait olan, gerek inanç gerekse de görüş olarak toplum için bambaşka akıbetlere haiz olan yabancı öğrenciler için de iştirak etmiş oldukları ülkenin toplumu farklı ve kendi toplumlarından uzak gelmektedir. Her iki taraf için de kısmen de olsa bünyesinde büyük farklılıkları barındırmakta olan bu duruma eğitim bilimleri çerçevesinde yaklaşmak, rehabilite süreçleri oluşturarak çözmek yerine siyasal bağlamların da etkisiyle toplum dinamiklerini bir arada tutmaya çalışmak, toplumun farklılıklara yönelik bakış açılarını, fikir ve görüşlerini eğitebilmek önemli bir yer taşımaktadır. Keza aynı durum yine siyasi bağlamın da etkisiyle yabancı öğrencilere yönelik de farklılıkları benimseyici ve adaptif bir düşünceye haiz olma yolunda gerçekleştirilmelidir. Yabancı öğrencilere iktisadi bir gözle bakılıp, kendi öğrencilerimizden farklı bir kefeye konularak yaklaşılması elbetteki özünde ahlaken doğru bir davranış olmamakla birlikte ülkemize ve ülkemizin hedeflerine de yaraşır bir nitelik taşımamaktadır. Bundan dolayı başta ülkemiz olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde siyasi çatı altında yukarıda bahse tabi tutmuş olduğumuz farklılıkların, ayrımcılık ve beraberinde gelen korkuların giderilmesine yönelik çalışmalar başlatılmalı; saygı ve güven çerçevesinde her iki tarafa da –topluma ve yabancı öğrencilere- hitap edecek noktalarda buluşulması sağlanmalıdır.

Temelinde hoşgörü yatan bir bütünleşme gayretinin mahiyetini ve iki taraf için de içinde barındırmış olduğu ihtiraslardan sıyrılmanın ne derece elzem olduğuna yönelik bilinç aktarımının sağlanması ülke toplumlarının yabancı öğrencilere yönelik olan tavırlarının değişmesine; yabancı öğrencilerin de ülke toplumuna olan aidiyetinin artmasına sebebiyet verecektir. Sosyolojik açıdan benimsenmeyen farklılık ve benimsetilmeyen korku özelinde bireylere yansımış olsa da genelinde ülke ve ülke toplumuna olumlu bir şekilde yansıması kaçınılmazdır. Yabancılık duygusundan arındırılmış bireyler ve insani değerleri göz önüne alan, almaya çalışan toplumlar birlikteliğin her iki tarafın da lehine olduğunu idrak edecek, toplumsal ayrımcılığının önüne geçecek ve her insanın eşit olduğunu idrak etmemize sebebiyet verecektir. En nihayetinde “ İnsana insan olarak değer vermek, insanı hor görmeyip benimsemeye çalışmak en büyük insanlık ve insanı var eden hoşgörünün temelidir.”

    Belirli Gün ve Haftalar

  • Bu hafta Camiiler Haftası
  • Bu gün Hayvanları Koruma Günü
  • Bu gün Dünya Mimarlık Günü
Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.